banner-image

Nereye Gidilir?

 

Kütahya şehri tarihi dokusundan gelen sıcaklıkla sizleri de burada görmek istiyor. Kütahya'da doğal parklardan tarihi mekanlara, şehitliklerden tarihi camilere varıncaya kadar pek çok alternatifi bir arada bulmak mümkündür. Kütahya'da ne yapsam sorusunun cevabı işte burada!!

 

Germiyan Sokağı

İsmini Germiyanoğlu Beyliği'nden alan bu sokak,19 yy. Sivil mimarlık örneklerindendir. Konut mimarisi bakımından Anadolu’nun ahşap mimari özelliklerini taşıyan Kütahya evleri, aslına uygun olarak hala yaşamaktadır. Kütahya yöresel lezzetlerini tadabileceğiniz konaklar bu sokaktadır.
Ulaşım:  Şehir merkezinde bulunan bu sokağa toplu taşıma, taksi ve yürüyerek ulaşmak mümkündür

Kütahya Kalesi

Antik dönemlerden beri iskân edilen Kütahya Kalesi 5'inci yüzyilda Bizanslıların yaptırdığı surlarla ve Selçuklular, Germiyanoğullari ve Osmanlılar tarafından yapılan onarım ve eklerle güçlendirilmiştir. Yukarı, iç ve aşağı kale olmak üzere üç bölümden oluşan kalenin sık yerleştirilmiş burçları, moloz-kesme taş karışımı ile tuğla sıralardan oluşmaktadır. Kalenin güneydoğusu ve kuzeydoğusundaki iki adet savaş topu ramazan aylarında kullanılmaktadır. Kalenin en tepesinde konumlanan Döner Gazino'da gelen ziyaretçiler dönen bir restoranda yemeklerini yerken 360 derece Kütahya'yı seyredebileceklerdir.
Ulaşım:  Şehir merkezinde bulunan Kütahya Kalesine toplu taşıma, taksi ve şehir merkezinden 25dk. yürüyerek ulaşmak mümkündür. 

Çiniciler Çarşısı

Kütahya, 31 Ekim 2017 tarihinde ilân edilen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağının yeni üyeleri arasında yer alarak “Zanaat ve Halk Sanatları (Crafts and Folk Art)” alanında “Yaratıcı Şehir” unvanını almaya hak kazanmıştır. Bu sayede Kütahya, UNESCO tarafından yaratıcı şehir olarak kabul edilen dünyadaki 180 şehirden biri olmuştur. Kütahya’nın yüzyıllardır sürdürülen “Çini Sanatı” Çinicler Çarşısı’nda yer alan güler yüzlü ve kibar satıcıları ile siz değerli ziyaretçilerini bekliyor.
Ulaşım:  Şehir merkezinde bulunan Çiniciler Çarşısına toplu taşıma, taksi ve şehir merkezinden 15dk. yürüyerek ulaşmak mümkündür.

Kütahya Arkeoloji Müzesi

Medrese binası 1314 yılında Germiyan Beylerinden Umur bin Savcı tarafından yaptırılmıştır. Vacidiye Medresesi olarak da anılır. Kesme taştan inşa edilen yapının girişi Selçuklu sanatının özelliklerini yansıtmaktadır. Kapıları kubbeli, orta mekâna açılan dokuz küçük odası vardır. Müzede yer alan vitrinlerde Geç Miyosen döneminden itibaren Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Arkeoloji Müzesindeki en önemli eserlerden biri de, Amazonlar Lahdi'dir. Çavdarhisar-Aizanoi'de yapılan kurtarma kazısında bulunan lahit, yüksek kabartma tekniği ile yapılmıştır. Lahdin yan yüzlerinde Greklerle Amazonlar arasındaki savaşları betimleyen yüksek kabartmalar vardır. Dünyada bulunan sayılı Amazon Lahitleri içinde en sağlam durumda olanlarındandır. Müze 1965 yılında ziyarete açılmıştır.
Ulaşım: Şehir merkezinden yaklaşık 900mt. yürüme mesafesinde olan Müze, Ulu Camii yanındadır.

Ulu Camii

Kütahya’da bulunan tek Padişah Cami’idir. Vakfa Sultan Bayezid Yıldırım Han Cami’i şerifi olarak kayıtlıdır. 48x26 m2 Ebadında Kütahya’nın en büyük Camii’sidir. Şehzade Yıldırm Bayezid Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun ile evlendiğinde Kütahya valisi iken (1381–1389) bu Cami’yi yaptırmaya başlamıştır. Ancak seferden sefere koşması ve Ankara savaşı sonunda Timurleng’e esir düşmesi ve daha sonrada vefat etmesi sebebiyle Cami’yi bitirmek (813 h. 1410 m.) oğlu Musa Çelebi’ye nasip olmuştur. Cami’nin vakfiyesi Fatih Sultan Mehmed Han zamanında tertip olunmuştur
Ulaşım:   Şehir merkezinden yaklaşık 900mt. yürüme mesafesinde olan Ulu Camii Arkeoloji Müze'si yanındadır.

Dönenler Camii

Halk arasında "Dönenler Camii" olarak adlandırılan Mevlevihane'nin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Ancak 1959 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen Mevlevihane , cami olarak asıl biçimine (tekke ve zaviyelerin kapatılması nedeniyle) restore edilmiş ve o zamandan beri bu hizmeti vermeye devam etmiştir. Halk arasında, Caminin ortasında bulunan su kuyusundan su içenlerin, sonsuza dek Kütahya'da kalacaklarına inanılır.
Ulaşım:   Şehir merkezinden yaklaşık 900mt. yürüme mesafesinde olan Dönenler Camii Arkeoloji Müze'si yanındadır.

Çini Müzesi

Germiyan Beyi II. Yakup Çelebi (1387 -1429) tarafından 1411 yılında yaptırılan imaret, medrese, mescit, kütüphane ve hamamdan oluşan külliyenin imaret ve türbe bölümü, Kültür ve Turizm Bakanlığınca çini müzesi olarak restore edilip, 1999 yılında ziyarete açılmıştır. Kubbeli ve şadırvan orta mekâna, üç yönde kubbeli eyvan ile iki oda açılmaktadır. Türbe bölümünde II. Yakup Bey’in çinili sandukası bulunmaktadır. Yıkılan Medresenin vakıf kitabesi, müzenin giriş kapısının solunda yer alır. Müzedeki vitrinlerde, 14.y.y.’dan günümüze kadar Kütahya ve İznik'te üretilen çini mimari elemanlar, çini kitabeler, çini vazo, tabak, pano ve çiniden yapılma ev gereçleri kronolojik bir sırayla sergilenmektedir. Müzenin girişinde, son Germiyan beyi II. Yakup Çelebiye ait Osmanlı Türkçesiyle yazılmış dünyanın en büyük ikinci taş kitabesi bulunmaktadır.

Ulaşım: Şehir merkezinden yaklaşık 900mt. yürüme mesafesinde olan Çini Müzesi, Ulu Camii arka tarafında yer almaktadır.

Çinili Camii

Orta Asya’dan günümüze, İslamla müşerref olan Türk’ün mimari macerası bu eserde toplanmıştır. Cami'nin minaresi Orta Asya üslubudur. Binanın sekizgen ana gövdesi, kubbesi ve son cemaat yeri Selçuklu Beylikler devri üslubudur. Dış yüzü tamamen seramik kaplıdır. Cami'yi ressam Ahmet Yakupoğlu yaptırmıştır. 
Ulaşım:. Kütahya il merkezinden 10 numaralı otobüsle ve taksiyle ulaşım mümkündür

Hıdırlık Tepesi

Şehrin güneyinde Hıdırlık Tepesi 'nde, kaya üzerine oturtulmuş küçük bir mescidin yer aldığı tepede bulunan çay bahçesi ile muhteşem bir Kütahya manzarası sizleri bekliyor. Mescitte kapı üzerinde yer alan kitabede.; “Fi eyyamı Devlet-es sultan - El azam zıllullah-u fil'alem Gıyas-üd dünya veddin ebül'feth Keyhüsrev bin Keykubad aizzallah ensare Emri bi imaret-il mescid-ül mübarek el-abdüzzayıf el-muhtaç ila rahmetillah-i Taalâ Imadüttin Hezar-ı Dinari betarih sene ahada ve erbain vasittetni'e” ifadeleri yer alır. Bu kitabeden mescidin Selçuk Sultanı Keyhüsrev zamanında Selçuklu Ümerasından ve kuvvetli bir ihtimalle Selçuklu uç beylerinden ve Kütahya muhafızlarından İmadüttin (İmadüddin) Hezar Dinari tarafından H 641 - M 1243 de yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Ulaşım: Şehir merkezinden otobüs ve taksiyle ulaşım mümkündür

Kütahya Belediyesi Sosyal Tesisleri

Kütahya'da yemyeşil manzarası eşliğinde hizmet veren Sosyal Tesisler, Kütahya Belediyesi güvencesiyle halkımıza hizmet veriyor. Haftanın her günü halkımızın ailece vakit geçirebileceği, dinlenip huzur bulacağı sosyal tesisler, birinci sınıf servis ve hizmet kalitesiyle Türk mutfağının en seçkin lezzetlerini bütçeye uygun fiyatlarla sunuyor.  “En iyi - En kaliteli - En ekonomik” hizmet anlayışıyla kapılarını açan sosyal tesislerde; uzman personel kadrosu görev yapmaktadır.
Ulaşım: Şehir içi ulaşımla, tasiyle veya merkeze 700mt. uzalıkta bulunan tesislere yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Çamlıca Tabiat Parkı

Şehir merkezine yakın mesafede bulunan Çamlıca tabiat parkında Marmara iklimi hakimdir. Vali konağının yanında bulunan büfe ve kır lokantasının etkisiyle ziyaretçiler tarafından tabiat parkının en yoğun kullanılan bölgesidir. Gelen ziyaretçilerin doğa yürüyüşü yapabilecekleri yürüyüş parkurları, voleybol sahaları, doğal fotoğrafçılık alanları, piknik yapılabilecek alanlar ve birçok etkinliğin yapılabileceği Çamlıca tabiat parkı siz değerli konuklarını bekliyor. Karaçam meşceresinden oluşan yoğun orman dokusu ve Kütahya şehrinin kuş bakışı seyrine imkan veren manzarası iyi, aynı zamanda rekreasyonel kullanımlara uygun olan tabiat parkı ziyaretçi talep çeşitliliği açısından önemli bir alandır.

Ayrıca Kütahya Belediyesi tarafından işletilen ortalama 35 metrekare ve 2+1 şeklinde dizayn edilen, bahçesinde barbekü alanları bulunan Çamlıca Orman Köşklerinde günlük kullanım malzemeleri mevcuttur.

Ulaşım: Şehir merkezinden yaklaşık 8km. uzaklıktaki Çamlıca tabiat parkına şehir içi toplu taşıma imkanı vardır. İsteyen misafirlerimiz yürüyerek de ulaşabilirler.

 

Seyitömer Höyüğü: 

150x140 metre ölçülerinde oval olup, 24 metre yüksekliğinde eski bir yerleşim yeridir. Höyüğün tepesi yaklaşık 2000 m² lik düz bir alandır. Kuzeyi oldukça dik olan höyüğün güneyi yayvandır. Höyüğün altında bulunan 12 milyon ton kömür rezervinin kullanılabilir duruma getirilebilmesi amacıyla, 1989 yılından itibaren başlanan kazı çalışmalarına bir süre ara verilmiş, 2006 yılında Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji bölümü tarafından kazılara yeniden başlanmıştır. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Höyükte belirlenen ilk yerleşim Eski Tunç döneminden başlamaktadır. Dere kenarında olduğu anlaşılan bu yerleşim surla çevrilidir. Höyük, Eski Tunç döneminde elle yapılan çömlekçilik yerine kalıp kullanılarak yapılan bir çömlekçilik merkezi olmuştur. Hitit döneminde höyüğün surla çevrildiği belirlenmiştir. Sur içinde tekli ve çiftli nal biçimli ocaklar bulunan yapılar vardır. Bu dönemin üst evresinde demir işleyen atölye fırınlarına ait kalıntılar ile demir külçeler bulunmuştur. Frigya döneminde höyük yine kalın ve yüksek sur duvarlarıyla çevrelenmiş olup, son dönemlerinde höyüğün kuzey yamacına uzun bir merdiven yapısı, batısına ise basamaklı teras duvarlı büyük bir yapı yapılmıştır. Höyüğün üst düzlüğünde bulunan Klasik ve Helenistik dönem yapıları tümüyle kazılarak ortaya çıkarılmıştır. Höyük bu dönemde de kalın ve kulelerle takviyeli sur duvarlarıyla çevrelenmiştir. Yapılar birbirine bitişik büyük kare ve dikdörtgen planlı düz veya balıksırtı sır altı taş duvarlıdır. Roma döneminde höyük zirvesinde bir tapınak yapısı olduğu temellerinden ve buluntulardan anlaşılmıştır. Eski Tunç döneminden itibaren Seyitömer yaşayanları av ve tarımla uğraşmakta, küçükbaş hayvan yetiştirmekte, dokumacılık, çömlekçilik, maden işleme gibi sanayi üretimi yapmaktadır. Eski Tunç döneminden itibaren ana tanrıçaya tapınan höyük sakinleri, Roma döneminde ise baba Tanrı Zeus’ a tapınmaktadır.. Bunlarla ilgili figürler, idol ve hayvan heykelleri çokça bulunmuştur. Kazılarda Roma ve Helenistik dönemlerine ait çömlek parçaları, ağırşaklar, sapan taşı, pota, çakmak taşından ve boynuzdan yapılmış kesici aletler, kemik halka, taş buluntular, Athena portresi, bronz sikke ve cam boncuklar bulunmuştur. Yeni dönemde yapılan arkeolojik kazılarda daha önceden belirlenen Helenistik, Roma, Frig ve Tunç dönemlerine ait kültür katmanlarının varlığı tespit edilmiştir
Ulaşım: 30km. mesafede buluanan höyüğe Kütahya İl Merkezinden Seyitömere ait araçlarla Kasabaya ulaşmak mümkündür

Ilıca

Kütahya’nın kuzeyinde yer alan Ilıca Kütahya-Eskişehir  karayolunun 23. km’sinden 4km. içeride, çam ormanları arasındadır. Termal merkezlerin sıcaklığı: 25 -43  C° arasındadır. Romatizmal hastalıklar, kronik bel ağrısı, eklem hastalıkları, yumuşak doku hastalıkları, Ortopedik hastalıklar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası, genel stres bozukluğu ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılmaktadır. Suların kalsiyum ve florür iyonları ihtiva etmesi sebebi ile yaşlılarda kontrollü içme kürleri şeklinde kullanımı halinde kemik erimesinde yardımcı tedavi unsuru olarak kullanılmakta, ayrıca kadın hastalıkları, karaciğer yetersizlikleri, böbrek ve safra kesesi iltihaplarına da iyi geldiği bilinmektedir.
Ulaşım: Şehir merkezinden 22 numaralı halk otobüsü ve dolmuş seferleri bulunmaktadır.

Yoncalı

En az 8 asırlık kaplıca geçmişi bulunan Yoncalı' da ilk hamam ve camii 1233 yılında Selçuklu Sultanı Aleaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kütahya'lı seyyah Evliya Çelebi, travel bookYoncalı ile ilgili şu bilgileri vermiştir.Yoncalı ılıcası denen kaplıcanın ılıman sıcaklıkta latif suyu vardır. Bütün Kütahya halkı pek çok kişi kiraz mevsiminde büyük ve küçük çadırlar kurarak, beşer onar gün burada kalıp eğlenirler ve bu kaplıca hamamına girip sağlam vücuda sahip olurlar. Yetmiş derde devadır. Hatta (cüzzam) vücudda çıkan onarılmaz yaralar, (beras) deride leke hastalığı ve (daüs saleb) saç sakal ve kıl dökülmesi gibi deri hastalıklarına da deva olan kaplıcadır. Sultan Keyhüsrev üzeri kubbeli ve içinde halvetler olan kargir binalar inşa ettirmiştir. Dört tarafı dağlar ve bahçeler ile çevrili ağaçların sona kadar devam ettiği mahallelerde herkes aileleleri ile zevkle eğlenirler. Etraf köylerden o kadar çok çeşitli meyveler sebzeler ve yiyecek içecekler gelir ki kurulan pazarı anlatmak mümkün değildir. Gerçekten zevk-ü sefa edecek gezilecek görülecek bir mesire yeridir.
Ulaşım: Şehir merkezinden 21 numaralı halk otobüsü ve dolmuş seferleri bulunmaktadır

 

 

Erkmen Tabiat Parkı
Detay
ico

Harita

  • AVM
  • OTEL
  • MUZELER
  • TARİHİ YERLER